Marakeş

 ‘Marakeş’e gideceğim’ dediğimde, ‘Ne yapacaksın orada, bari Casablanca’ya git?’ dediler. ‘Yok gerçek Fas’a gideceğim’, dedim.

Fas’a çoğu insan evladı gibi ben de İspanya’dan geçtim. Ucuz feribotlar var ama ben ucuz bilet bulunca Ryanair ile geçtim.

IMG_2533

şehirdeki hemen her yapı kiremit rengi…

Uzun bir etek ve üstümde t-shirt’le gittim, öyle örtü falan takmadım. Zira bizdeki gibi açıkları da var kapalıları da, sadece açıklar daha az.  Zaten turistik bir yer olduğu için kimse yadırgamıyor. Yine de karşılaştığım bir İngiliz gibi beyaz dar şort ve  pembe tül bir bluz giymenizi tavsiye etmem.

Burası misafirperverlikte çığır açmış. Ben Abdullah diye bir couchsurfer’da kaldım. Kendisi fizik öğretmeniydi, ben geleceğim diye dersini iptal etmiş, beni havaalanından almaya geldi. Bana yol vb hiç birşeyi ödetmedi. Israr ettiğim halde kabul etmedi.

Eve geldiğimizde, yaşadıkları yerin bizdeki ev kavramından çok farklı olduğunu üzülerek gördüm. Çıktığımız merdivenlerden sonra avlu gibi bir yerde sağlı sollu üç-dört oda vardı. Sadece odaya girerken ayakkabıları çıkartıyorduk. Odalardan birinde Abdullah ve erkek kardeşi, diğerinde de 3 üniversite öğrencisi birlikte kalıyordu. Diğer odalar mutfak ve tuvaletti. Ev, öğrenci olmalarından mı, kültürden mi bilmiyorum ama gerçekten çok pisti. Ama utanarak kalpleri de bir o kadar temizdi, diyeceğim.  Bana ‘tajin’ yaptılar ve Abdullah ile kardeşi bana kendi odalarını verip, ikisi diğer odada yerde üç kişiyle birlikte yattılar.

IMG_2555

Tajin: Patates, tavuk, biber, yeşil zeytin

IMG_2557

En güzel yemek elle yenendir!

Nere’ gitcez şimdi?

-Jemaa el Fna Meydanı’na gideceksiniz illa ki. Sokak yemekleri, yılan oynatanı, satıcısı, kınacısı…Tam bir karnaval. Tabi alaturka tarzda.

IMG_2543

-Medina  (eski şehir).

-Çarşı (souk)

-Dar el Makhzen (kraliyet sarayı)

-El Badi Palace, Bahia Palace

– Yves Saint Lauren Bahçesi (eski adıyla Majorelle Garden)

-Islamic art museum (islami sanatlar müzesi)

-Dar si Said (Fas sanat müzesi)

Zevkinize göre ister http://www.lesbainsdemarrakech.com/ da spa olaylarına girerseniz, ister yazdığım saraylara gidersiniz.

Ben açıkçası müslüman Asya ülkesinden geldiğimiz için öyle saraydır , camidir gezmedim. Bizde alası var diye ön yargıyı da kökledim. Daha çok çarşı Pazar gezdim yani ilk maddedekilere gittim.

Turist olduğunu anladı mı seni bir kazıklamaya gidiyorlar tabi, mantık bizdekiyle aynı.  Yanınızda Faslı biri varsa iyi olabilir, benim vardı. Pazarlık her daim.

Bir de Türk olduğumu anladılar. İşte giyim ‘tam muhafazakar olacakmış ama olamamış’ gibi, İngilizce de konuşunca yakıştırdılar herhalde.

IMG_2571

Kınanın neden son halini çekmemişim bilmiyorum. Ama bayağı güzel oldu, sanki dantelden örtü vardı elimde.

IMG_2539

tepside kristal şekeri görürsünüz…ha yanında ekmek yediler öğle yemeği niyetine…

Çöle gidemedim. 45 derece sıcakta delirmek üzereyken önce sigara aldım (kullanmam), sonra kahve buldum güç bela. Çünkü Fas’lı dostlarım evlerinde çaydanlıkta Türk kahvesine benzer bir kahve yapmışlardı ve içine koca bir kristal şeker atıldı. Çayı da benzer şekilde demlediler. Senin şekersiz içme gibi bir lüksün yok.

Çöle otobüs biletini, her şeyi önceden planladığım halde bulamadım, bir gün daha kalmam gerekecekti Marakeş’te. Reddettim. Duş alabilseydim belki motive olacaktım. Ama nemden ve evin (özellikle üzerinde yattığım battaniyenin) kokusundan biraz sarhoş olmuştum. Tuvaletinde sabun bile olmayan eve, sıvı sabunu, bana yemek yaptıkları için aldığım kola,tatlı ve bir iki öteberinin yanında hediye gibi getirdim. Duş için sıcak suyu, su dolu kovaya ucu açık kablo koyup elektrik vererek sağlıyorlardı. Yok dedim olmaz, o halde çöle gitsem o hiç olmaz. Sıcak yahu çok sıcak. Tek başına geziyorum bir de, uzun eteği çıkarmıyorum, askılı giymiorum. Kendi ülkemdeki dallamalardan yola çıkıyorum anlatabiliyor muyum? Bilet de olmayınca yok dedim olmaz bu iş. Bu sefer benim zamanım değilmiş, başka zaman dedim.

Abdullah da nereye gitsem yanımda, misafirperver olmaya çalışıyor ama bunaldım arkadaş. Sonra Arapça Fransızca klavyede uçak bileti almaya çalıştım, zordu, Abdullah’ın İngilizcesi kıt tabi ama aldık sonunda. E-postaya erişemedik, yok Afrika’dasınız diyor onay istiyor, ben şifremi hatırlamıyorum. Sigarayı hüpletiyorum bu arada sinirden. O ısrar ediyor ‘kal’ diye, ‘bir gün kaldın sadece’ diyor.

Nihayet bileti aldım, kafam rahat. Sonra son kez biraz daha dolaştık dışarıda. Barcelona’ya döndüm. Babamın memleketi gibi geldi .

Tabi  bu arada Fas’lı erkeklerin tanıştıkları kızlara evlenme niyetiyle yaklaştığını unutmuştum, oysa bundan bahseden çok olmuştu. Abdullah ilk ikisine nazik cevaplar vermek dışında hiçbirine cevap vermediğim halde bana günlerce mesaj attı, özel hislerinden bahsetti ve en son Türkiye’ye gelip ailemle tanışmak istediğine kadar detay verdi. Üzüldüm. Ama en sonunda numarasını engellemek zorunda kaldım. Bu da olası bir durum sevgili hatunlar.

E.

Reklamlar